Kore'de Köy Hayatı: Yangpyeong'da 700.000 Dolarlık Evde Koreli Bir Aileyle 2 Gün

Seul'e bir saat mesafedeki Yangpyeong'da, evini kendi elleriyle yapan Koreli bir ailenin yanında iki gün kaldık. Kore'de köy hayatını ve Yangpyeong'a ulaşımı anlatıyorum.

7 دقیقه مطالعه

Yangpyeong'da Koreli bir ailenin kendi elleriyle yaptığı Amerikan tarzı ev

Seul'ün kalabalığından biraz uzaklaşmak istedik ve Hyeyeon ile birlikte şehre yaklaşık bir saat mesafedeki Yangpyeong'a gittik. Orada şehri bırakıp doğaya yerleşen bir Koreli ailenin evinde iki gün kaldık. Ev, ailenin kendi elleriyle yaptığı, bodrum katlı, Amerikan tarzı kocaman bir yapıydı. Bu yazıda o iki günü anlatırken Kore'de köy hayatı nasıl, Koreli bir ailenin evine misafir olursan nelere dikkat etmelisin ve Seul'den Yangpyeong'a nasıl gidilir, hepsini paylaşıyorum.

Videoyu İzle: Zengin Koreli Ailenin Evi

Şehirden Sıkıldık, Köye Kaçtık: Yangpyeong Neresi?

Yangpyeong, Seul'ün doğusunda, Gyeonggi eyaletinde kalan yeşil bir bölge. Yolda golf oynayan insanlar gördük; dağlar, ağaçlar ve dağınık evler arasında ilerledik. Ben Hyeyeon'a "Biz böyle yerlere köy diyoruz, sizde de var mı?" diye sordum. Var tabii, ama Türkiye'deki köy kavramıyla aynı şey değil. Burası daha çok şehirden kaçan ailelerin kendi evlerini yaptığı, yolları düzgün, içinde kafeleri olan bir kırsal alan.

Ev sahiplerimiz de tam bu hikâyenin insanları. Önce kırsalda yaşamayı denemişler, sonra burada kalmaya karar vermişler. Bunu da kendileri söylediler: Herkes kırsalı sevmiyor, o yüzden önce denemek gerekiyor. Daha önce başka bir köyde yaşamışlar, sonra bu araziyi alıp evi kendileri yapmışlar. Ev yaklaşık dört yıllık.

Kore Köyünde Amerikan Evi: İçeriden Ev Turu

Kapıdan girer girmez "İlk kez böyle bir ev görüyorum" dedim. Evin hanımı, evi kocası Dongjun'un yaptığını anlattı. Kore'de alışık olduğum yüksek apartman dairelerinin tam tersi: geniş bir bahçe, büyük pencereler, açık bir manzara.

1. Kendi Elleriyle Yapılmış Bir Ev

Evin en etkileyici yanı bu oldu. Dongjun ve eşi evi Amerikan evlerinden çok örnek alarak tasarlamışlar. Evin hanımı "Bizim de bir Amerikan rüyamız var, herkesin var" dedi; ev de bu rüyanın Kore'deki hâli gibiydi. Ama bir şeyi de açıkça söylediler: Böyle bir evin işi hiç bitmiyor. Biz gittiğimizde bile bodrum katta hâlâ bir şeyler yapılıyordu.

2. Bodrum Kat ve Bar

Kore'de bodrum katlı ev pek görmüyorsun, o yüzden "Aşağı nereden iniliyor?" diye sorup indik. Bu kadar büyük beklemiyordum. Aşağıda küçük bir bar bölümü bile vardı; bir ara kapılar arasında kaybolup "çıkamayacağız galiba" diye güldük.

3. Çocuk Odaları ve Yıldızlı Gökyüzü

Evin oğlu Yeohun ile kızı Sia'nın odaları ayrı ayrı. Sia'nın odası o kadar güzeldi ki "oda değiştirelim mi?" diye şaka yaptım. Yeohun'a buradan okula kaç dakika sürdüğünü, burada en çok neyi sevdiğini sordum. Yıldızları izleyebildiğini söyledi. Şehirde büyüyen bir çocuğun kolay kolay yaşayamayacağı bir şey.

4. Hayalimdeki Ofis

Evin bir köşesinde stüdyo gibi bir çalışma alanı var. Ben oraya bakıp "Aslında benim hayalimdeki ofis bu" dedim. Manzaraya bakan bir masa, rahat bir koltuk ve sessizlik. Video çeken, uzaktan çalışan biri için bundan iyisi zor.

Başlıktaki 700.000 dolar, bu evin değeri için kullandığımız rakam. Kore'de ev fiyatları özellikle Seul'de çok yüksek; şehir dışındaki müstakil evlerin fiyatı ise bölgeye, arsaya ve yapıya göre çok değişiyor. Kesin bir fikir edinmek istiyorsan güncel ilanlara bakman gerekir.

Çocukların Cenneti: Mandu, Utangaç Prenses ve Domino

Çocuklar Hyeyeon'u, yani "teyzelerini", sabahtan beri bekliyormuş. Ama ben içeri girince herkes saklandı. Sia yaklaştıkça kaçtı; annesi "Bizim konseptimiz prenses konsepti" dedi. Yeohun benim için İngilizce çalışmış ama utanıyordu. Adını telaffuz etmekte zorlandığım için ona "Huni" demeye başladım. Biraz ısınınca bana "Türk BTS" diye seslenmeye başladılar. Onlara balık kafesinde aldığımız küçük bir ödülü hediye olarak verdim.

Evin bir de köpeği var: Mandu. Mandu, Korecede mantı demek. Bir ara oyun "Mandu'yu yakala" oyununa döndü ve bahçede hep birlikte koşturduk.

Bir Saatlik Emek Devrilecek mi?

Yeohun ve Sia bir saat uğraşıp yere uzun bir domino dizmişlerdi. Kim devirecek, nereden başlayacak, "havalı başlangıç" nasıl olacak diye uzun uzun konuştuk. Elim titredi, sonunda Yeohun devirdi. Küçük bir zamanlama hatası oldu ama yeniden dizdik ve oyun "kim daha çok toplayacak" yarışına döndü.

Köy mü Lunapark mı?

Yeohun'la küçük bir röportaj yaptım: Yangpyeong'da yaşamak nasıl? "Güzel, çok güzel" dedi. Ama dürüst davrandı: Lunapark gibi şeyler Seul'de daha güzel. Yangpyeong'un en sevdiği yanı ise yürüyüş yolları. Bence bu cevap kırsala taşınmayı düşünen herkes için iyi bir özet.

Kore Sofrası: Yılan Balığı, Bibimbap Sosu ve Acı

Akşam yemeğinde sofra kuruldu ama çocuklar yerinde durmuyordu; "oturup yemek lazım" diye uyarmak zorunda kaldık. Sofrada yılan balığı vardı. Bir de "baeksuk" adını duydum; Korelilerin haşlanmış tavuk yemeği. Masada köpüklü bir şarapla kutlama yaptık. Ben önce şampanya sandım, sonra köpüklü bir İtalyan şarabı olduğu çıktı. Sia da portakal suyuyla şerefe yaptı. Ev sahipleri "Türkçede ne deniyor?" diye sorunca "Afiyet olsun" dedik.

Ertesi gün bibimbap sosuyla noodle yaptık. Herkes çubuk kullanışını gösterdi, ben de utanarak gösterdim. Bir ara masaya çok acı bir şey geldi; dudaklarım yandı. Kore'de acıya dayanıksız olduğunu baştan söylemek iyi fikir. Sofrada beni "Türkiye'de çok ünlü bir YouTuber" diye tanıtınca da biraz mahcup oldum.

Koreli Bir Ailenin Evine Misafir Olursan

Bu kısım videodan değil, genel bilgi; ama Kore'de bir eve davet edilirsen işine yarar:

  • Ayakkabıları çıkar: Kore evlerinde ayakkabıyla içeri girilmez. Temiz ve deliksiz çorap giy.
  • Küçük bir hediye götür: Meyve, tatlı ya da kendi ülkenden küçük bir şey yeterli. Biz çocuklara küçük bir hediye götürmüştük ve buzları kırmaya yardım etti.
  • Sofrada büyükleri bekle: Genelde en büyük kişi yemeğe başlamadan başlamamak nezaket sayılır.
  • Çubukları pilava dik saplama: Bu hareket cenaze törenlerini çağrıştırıyor.
  • İçki koyarken iki elini kullan: Özellikle senden büyük birine bardak doldururken ya da bardak alırken.

Bahçede Yoga ve Şarkı Kâseleri

Evin hanımı bir yoga öğretmeni. Sabah bizi bahçede yogaya kaldırdı. Yoga yaparken söylediği bir şey aklımda kaldı: Bir insanın vücudunu kullanışı, mizacını çok iyi gösteriyormuş. Mükemmeliyetçiler omurgalarının her boğumunu hissetmeye çalışıyormuş ve bu da fazla geliyormuş. Bir hareketi nefesle birkaç kez tekrarlayınca ana dönüyorsun; olmuyorsa aklın başka yerdedir.

Sonra şarkı kâseleriyle bir seans yaptık. Anlattığına göre kâselerin sesleri "Do"dan "Do"ya gidiyor ve her ses yedi çakradan birine karşılık geliyor. Sıralama aşağı yukarı şöyle:

  1. Do, kök çakra: hayatta kalma ve topraklanma.
  2. Re, ikinci çakra: duygular, yakınlık ve yaratıcılık.
  3. Mi, üçüncü çakra: irade ve özgüven.
  4. Fa, kalp çakrası: sevgi.
  5. Sol, boğaz çakrası: iletişim, ifade ve dürüstlük.
  6. Üçüncü göz: bilgelik.
  7. Üst Do, taç çakra: aşkınlık.

Fikir şu: Hangi konuda eksiklik hissediyorsan sabah kalkınca o sesi çalıyorsun. Bana "Derdin ne?" diye sordu. Ben "hayatta kalmak" dedim, o ise benimkinin "gerçekliğin ötesi, başka dünyalar" olduğunu düşündü. O andan sonra lakabım "OgiBuda" oldu. Bunlar onun inandığı ve öğrettiği şeyler; tıbbi ya da bilimsel bir iddia olarak değil, bir yoga öğretmeninin bakışı olarak aktarıyorum.

Evin hanımı o sırada sekiz aylık hamileydi; ikinci kızlarını bekliyorlardı. Sohbette Kore'deki doğum deneyimini de anlattı. Kendi tecrübesine göre Kore'de hastanede doğumdan sonra bebeğe kısa bir süre sarılıyorsun, sonra bebek bebek odasına gidiyor ve birçok anne doğumdan sonra bir hafta lohusa merkezinde kalıyor. Bunu "fabrika gibi" hissettiği için ikinci doğumunu suda yapmış. Bu tamamen onun kişisel tercihi; doğumla ilgili her kararı doktorunla konuşarak vermelisin.

Mugunghwa Çiçeği Açtı: Koreli Çocuklarla Oyun

Ayrılmadan önce bahçede Kore'nin en bilinen çocuk oyununu oynadık: "Mugunghwa kkochi pieot seumnida", yani "Mugunghwa çiçeği açtı". Bizdeki "kırmızı ışık, yeşil ışık" ya da "heykel" oyununun Kore hâli; Squid Game dizisiyle dünyaca tanındı. Ebe arkasını dönüp cümleyi söylerken herkes ona yaklaşıyor, ebe döndüğünde kıpırdayan yanıyor.

Kuralı ilk başta yanlış anladım; meğer ebe çizgiyi geçmeden birini yakalaman gerekiyormuş. Sonra ebe ben oldum ve kimseyi kolay kolay yakalayamadım. Sonunda sadece Hyeyeon kaldı. Bir yetişkin için bile şaşırtıcı derecede eğlenceli.

Vedalaşırken evin hanımı Hyeyeon'a kendi markası olan "Yogabe" logolu bir yoga matı hediye etti. "Pahalı bir şey değil, bizim için zevk" dedi. Herkesle tek tek vedalaştık, bebek için bir kez daha tebrik ettik ve Mandu'ya da el salladık.

Seul'den Yangpyeong'a Nasıl Gidilir?

Yangpyeong'a Seul'den günübirlik gitmek kolay. Aşağıdaki süreler yaklaşık ve genel bilgidir; sefer saatleri ve ücretler değişebiliyor, gitmeden güncel tarifeye bak.

Seçenek Nereden Süre (yaklaşık) Not
Metro (Gyeongui-Jungang hattı) Cheongnyangni, Wangsimni 1-1,5 saat En ucuz yol, T-money kartıyla binilir
KTX (Gangneung hattı) Seul İstasyonu, Cheongnyangni 30-50 dakika Her sefer durmuyor, bileti önceden al
Araba Seul merkezi 1 saat civarı Hafta sonu trafik uzatabilir

Bölge geniş ve noktalar arası mesafeler uzun. Yangpyeong istasyonundan sonra otobüs ya da taksi gerekebiliyor. Yangpyeong'a gelmişken iki nehrin buluştuğu Dumulmeori, nilüfer bahçesiyle bilinen Semiwon ve asırlık ginkgo ağacıyla ünlü Yongmunsa Tapınağı'na da bakabilirsin. Kırsalda harita, taksi uygulaması ve çeviri olmadan iş zor; Güney Kore eSIM paketlerine Yırtık eSIM'den bakabilirsin. Kore'ye gitmeden önce bütçeni planlamak istersen seyahat planı nasıl yapılır rehberim de işine yarar.

Sık Sorulan Sorular

Yangpyeong Seul'e ne kadar uzaklıkta?

Yaklaşık bir saat. Gyeongui-Jungang metro hattıyla 1-1,5 saatte, KTX ile daha kısa sürede gidebilirsin.

Kore'de köy hayatı nasıl?

Bizim kaldığımız Yangpyeong gibi yerlerde köy, şehirden kaçan ailelerin müstakil evlerinin olduğu yeşil bir bölge. Doğa, sessizlik ve geniş bahçe var; lunapark ve alışveriş gibi şeyler için ise şehre gitmek gerekiyor.

Koreli bir ailenin evine giderken ne götürülür?

Meyve, tatlı ya da kendi ülkenden küçük bir hediye yeterli. Çocuk varsa onlara küçük bir şey götürmek buzları hemen kırıyor.

Mugunghwa kkochi pieot seumnida oyunu nedir?

Bizdeki "kırmızı ışık, yeşil ışık" oyununun Kore versiyonu. Ebe arkasını dönüp cümleyi söylerken oyuncular yaklaşır; ebe döndüğünde kıpırdayan yanar.

Kore'de evlere ayakkabıyla girilir mi?

Hayır. Kore evlerinde ayakkabılar girişte çıkarılır. Temiz çorap giymeyi unutma.

Bir önceki yazımda Türkiye'den Moğolistan'a yürüyüşümün Azerbaycan etabını anlatmıştım: Azerbaycan'da yürüyerek seyahat ve Gence. Kore'deki son yazım ise Busan Türk Şehitliği ve Haedong Yonggungsa üzerineydi. Kore'de bizi bekleyen diğer durakları bir sonraki yazılarımda anlatacağım.

Yırtık eSIM 🇰🇷 کرهٔ جنوبی eSIMبیش از ۱۹۰ کشور، بدون سیم‌کارت فیزیکی، نصب در ۲ دقیقه با کد QR.دیدن بسته‌ها

0 yorum